5 Mart 2017 Pazar

Adana Devlet Tiyatroları Kendinize Sanat Hediye Edin

28 Şubat Benim...
Benim için en özel ve en anlamlı günde kendime sanat hediye etmek istedim.
Bu yılın adı "Yeşil ve Sanat" olsun istedim.
Yeşilin hikayesini (Ufuk ve kendi adıma diktiğim meşe palamudunun hikayesini) okumak için linki tıklayabilirsiniz.
http://leman-u.blogspot.com.tr/2017/02/benim-gunum-fidanm-mese-palamudu.html
Gelelim Sanat kısmına;
Adana Devlet Tiyatrosunun tuttum yolunu...
Bir izleyici olarak ne yaparız? Oyunlara bakar, oyunun geleceği günü
saati bekler ve o gün gelince de oyunu oturur izleriz değil mi?
Gelin bu yazıyı bir de şu şekilde okuyun;
Oyun sergilenmeden, karşımıza çıkmadan önce nasıl yollar izlediğini, sanatçıların ve tüm ekibin nasıl çalıştığını sizlere yazacağım.
İşte perde arkası geliyor. 
Tiyatro nedir? Türleri nelerdir?
"Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilenmesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket (jest)ve konuşmalarla anlatılmasıdır.Tiyatro, bir sahne sanatıdır. Yaygın bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak Shakespeare'in sözüyle de ifade edilir. Tiyatro metinlerine "oyun" metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır."
Tiyatro türleri:
1)Trajedi
2)Drama
3)Komedi
4) Opera
5)Pandomim
6)Tuluat
7)Operet
8)Müzika
9)Bale
10)Revü

Çok değişik bir dünya...
"İnsanı insana insanla insanca anlatma sanatı" ifadesine bayıldım. Büyük uğraş ve emekler sonucunda önümüze çıkan oyunların perde arkasının hikayesi ise oldukça uzun. Adana Devlet Tiyatroları Müdürü Efe Ünsal Bey'e beni misafir ettikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisinin önderliğinde her birimi ayrı ayrı gezdik. Arı gibi çalışan bir ekip... Çok etkilendiğim bir gün oldu. 
Bileti alıp, koltuğa oturup izlemenin yanı sıra perde arkasının nasıl çalıştığını görmek benim için çok özel bir deneyim oldu.
Sahne amirinden, dekorcusuna, kostüm sorumlusundan, terzisine, ışıkçısından, ses kontrol odasına her şey çok farklıydı...
Her şey gördüğünüz şu kapının ötesinde başlıyor. 
Sorgulayıp, iki kere düşündüğümüz, güldüğümüz, ağladığımız ve daha neler neler...
Sanatın her dalını izlemeyi yaşamayı seviyorum.
Ve 28 Şubat günü instagram @leman_tatli adresimde de paylaştığım üzere, "India Bankası" oyununa gittik. Tiyatroyu ziyarete gittiğim gün "India Bankası" oyunu yönetmeni Murat Çidamlı ile sohbet etme fırsatım oldu. Kendisi ile küçük bir röportaj yapabilme fırsatım oldu.
Ben sordum, Murat Bey cevapladı...
India Bankası oyunun mesajı nedir?
Hintli bir şirketin, bir Fransız bankasını satın alması.
Bir tür labirentin, kapanın içine sıkışmış kobay faresi fikrine hizmet ediyor. Modern kapitalizmin, modern batı toplumunun içindeki bireyde, küçük bir kapana kısılmış küçük bir kobay faresi teması yer alıyor.
Hayatta hepimizin çeşitli korkuları vardır.
Karanlıktan, anneden, babadan, sudan, böcekten korkarız...
Bu oyuna gelenler çeşitli korkuları ile karşılaşacaklar; ama bu korkular ile komedi üstünden karşılaşacaklar.
Aslında ben seyircinin gülerek kendi korkuları ile karşılaşmalarını bekliyorum.
Bu oyun absurd, sürrealist, avantgarde tiyatronun etkisi ile oluşmuş bir oyun. Fransız komedi kültüründen parçaları ve oynayan insanlar Türk olduğu için Türk komedi geleneğinin öğelerini de taşıyor. Oyunda kullanılan görsel teknikler açısından bakıldığında, oyun en gelişmiş oyunu ifade ediyor.
Sizce sanat nedir? Tarif eder misiniz?
Sanat iyileştiricidir. Sanat yaydığı güzellik duygusu ile  yaşamamızdaki
bütün çirkinliklerin üstünü kapatan ve yaşadığımız her türlü kötülüğü iyileştiren, kendi içimizdeki ve vicdanımızdaki yaraları katman katman iyileştiren en güçlü araçtır.
Tekrarlar, son provalar... Hep tatlı bir telaş tiyatro hayatı... Oyunu izlediğim gece sanatçıların bu işe ne kadar emek ve gönül verdiklerini bir kez daha anladım. Eminim ki, sahnede dökülen o teri ve alkışları yaşamak sanatçıyı besleyen duygulardır. Saniyede duygudan duyguya geçmek. Oyuncuların enerjilerini ve ses tonlarını oyunun son anına kadar ilk andaki gibi kullanmaları...
İnanılmaz bir performans... Oyun çok güzeldi ve oyuncular çok başarılılardı.
Değişik bir doğum günü oldu...
Unutamayacağım güzel bir anı... 
Sanat nedir diye kendime sorsam?
Cevabım "Duygu Yoğunluğu" olurdu. Sanat ve sanatçıların özel insanlar olduklarını düşünüyorum. O duygu olmasa hiç bir sanat eseri çıkmaz... İşte bizler de o duygulardan besleniyoruz.
Hayatınızdan sanat eksik olmasın. Ruhunuza iyi gelen şeyleri yapın... İyi geliyor.
Bloguma konuk olan Adana Devlet Tiyatroları Müdürü Efe Ünsal Bey ve ekibine, ayrıca
Murat Çidamlı'ya yeniden teşekkürlerimi sunuyorum.
Kendinize, sevdiklerinize sanat hediye edin. Devlet Tiyatrolarında birbirinden özel ve güzel oyunlar oluyor. Oyunları ve tarihlerini takip etmek isterseniz linkten detaylara ulaşabilirsiniz.
http://www.adanadt.gov.tr/web/oyunlarimiz.html
Nice yeşil ve sanat dolu yıllar olsun...
Yazımı Can Yücel'in
"İşte Budur Hayat" adlı şiiri ile noktalamak istiyorum.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can YÜCEL