21 Ağustos 2017 Pazartesi

Sosyal Medya Klasikleri ya da Köy Hayatı

Değişik bir konu ile karşınızdayım. Aslında değişikte değil. Birçoğumuzun içinde olduğu bir durum. Eğer sıkı bir sosyal medya takipçisi iseniz, bu yazım sizin için daha anlamlı olabilir. Geçen hafta Adana'ya iki saat uzakta olan Feke'ye bağlı Uğurlubağ Yaylasına çok sevdiğimiz dostlarımız ile gittik. Yayla havasına, doğal yapısını hala bozmamış olan köy ortamına, bir yandan sohbet, muhabbet, güzel lezzetlere hayran kaldık. Koyunlar, keçiler, yeşil ceviz ağaçları, dağ, taş derken unutulmayacak bir hafta sonu nasıl geçti anlamadık...
Konuyu nereye bağlayacaksın Leman diye hafiften akıldan geçen sorulara geliyorum.
Köyün şöyle bir özelliği vardı. Tam iki dağ arasında kalıyor ve internet çekmiyor. Telefonu elime aldım. Servis yok yazıyor. Çok net!
Arkadaşlarımız yolda telefonlar çekmiyor diye uyarmışlardı; ancak bu kadarını da beklemiyorduk. Hani bir köşe de çekerdi ama değil mi :)) Yok canım çekmiyordu. Ne yapalım, madem öyle dedik. Koyduk telefonları çantalarımıza. Kimsenin elinde akıllı telefon yok. Herkes birbiri ile göz temasında, sohbet WhatsApp ötmesi ile yarım kalmıyor.
Instagramdan, facebookdan ne bileyim efendim işte Twitterdan vb.. sosyal medya platformlarından uyarı bildirimleri gelmiyor. O ne yorum yazmış? Bu fotoğraf kaç beğeni çekmiş? Falanlar, filanlar yok. Hiçbiri yok:)
Hoş! ikinci günün sonunda aramızda bulunan gençlerden biri artık dayanamıyorum. Adana il sınırını ve servise bağlandınız yazısını gördüğüm an, Allah deyip bağıracağım demesi üzerine makaralar koptu gitti.
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse...
Gazetede sosyal medyanın klişe kareleri isimli bir yazı okumuştum.
Bu yaz boyunca neleri gördük kim bilir?
Üstelik instagram ve facebook hatta WhatsApp'a 24 saatlik paylaşım kısımları geldiği günden beri neler gördü bu gözler neler :))

Bu yaz nasıl geçti? Değerlendirecek olursak...
Bol bol denizde kumlara bulanmış ayak fotoğrafları...
Tek tip giyilen pembe ya da beyaz üzerine flamingo desenli mayolar...
Pembe flamingo ya da deniz atı şeklinde olan şişme havuz yatakları...
Kaktüs ve ananas şeklinde kolye ucları, pinler, takılar, tokalar, küpeler...
Deniz kenarı konserler... 'Beach Party'ler'
Cırt pembe ve mor tüylü terlikler...
Aşırı büyük, üçgen, dörtgen, beşgen aynalı renkli güneş gözlükleri...
Bol bol gökyüzü ve bulut fotoğrafları...
Dudaklar yukarda bol selfieler...
Selfie uygulamalarında yapılan sanal kulak, burun, gözlük, tac ile çekilen fotoğraflar...
Bol bol kahve yanına kek, kurabiye, çörek...
Uçak kanatları...
Yüzleşemeyen; ama söylemek istedikleri sözleri duvarlarına, hikayelerine yazanlar...
Üstün sanat eseri renkli renkli değişik desenli tırnaklar...
Güneşin doğuşu ve batışı...
Bol bol asansör ve boy aynasından yapılan çekimler...
Bol yemek...
Muhteşem sofralar...
Yine sahil ve kitap fotoğrafları (kitaplı olanlara söz hakkım yok:))
Gece yürüyüşleri...
İleri geri Boomerang ayak fotoğrafları (parmak arası terlikli, ya da spor ayakkabılı)
Bir yatağın üzerine ya da masaya atılmış marka ayakkabı, çanta, kozmetik ürünler ve kıyafetler...

Ofiste masa başı, bilgisayarın yanında görüntüler...
Yine ofiste renkli küçük kağıtlara yazılan "Tatil bitti" ya da "Tatil Başlasın" yazıları...
Poz verirken (özellikle kadınlarda) parmak uçlarında, sağ ayak önde sol arkada kareler...
Araba içinde (radyo son ses) müzikler...
Su sürahisi içi naneli, maydanoz saplı ve limonlu...
Şimdi Lemancık güzel yazıyorsun da...
Sen yapmadın mı sanki diyorsunuz? Yapmaz mıyım? Mutlaka!!! Belki de dibine kadar; ama objektif değerlendirme de yaparım.
Özellikle bu iki günlük köy hayatında bu konuyu daha derinden hissettim.
Bundan kaç yıl önceydi? Bırak akıllı telefonu, cep telefonu yoktu. Zaman nasıl değişiyor? Biz nasıl değişiyoruz? Teknoloji denen şey daha neleri getirecek? Neleri götürecek bilinmez; ama ben bu yazının duyurusunu yine sosyal medya hesabımdan yapacağım bile...
Haydi bu yaz da bitti. Seneye neler göreceğiz bakalım?????
"Like'larınız" bol olsun... WhatsApp gruplarınız hiç susmasın:))
Instagram:
@leman_tatli




Rinso Kıskanacaklar Gaziantep

Merhabalar, geçtiğimiz haftalarda Rinso Kıskanılanlar Kulübünün ikinci etkinliği olan "Çikolata Hazırlama" etkinliği Gazintep Şirehan Otel'de gerçekleşti.
Bu güzel etkinliğe ben de Adana'dan katıldım.
Gaziantep çok sevimli ve sıcak bir şehir. Yemekleri de, orada yaşayan insanlar da inanılmaz hoş sohbet ve misafirperverler.
Etkinlik saatinden önce oteldeydim. Tüm hazırlıklar tamamlanmış bir şekilde katılımcıları beklemek üzere toplandık.
Etkinliğin gerçekleşeceği salonda masalar ve çikolata yapımı için kullanılacak tüm malzemeler yerini almıştı. Etkinliğe katılım ve ilgi büyük oldu.
Sevgili Semen Öner liderliğinde çikolata yapımına başladık.
Herkes çok heyecanlı ve istekliydi. Zamanın ilerlemesi ile birlikte masalardan mis gibi kakao kokuları yükseliyor ve bir an önce yaptıklarımızın tadına bakmak istiyorduk.
Ortak masayı paylaştığım ekip arkadaşlarım çok tatlılardı. Herkes büyük bir emek ile tarifi uygulamaya çalışıyordu.
Çikolata yapımı zahmetli bir süreç. Arada yorulduğumuz anlar oldu; ama salonda ikram edilen çay ve pasta çeşitleri ile hem dinlendik hem de birbirimiz ile sohbet ettik.
Yeni arkadaşlıklar edinmek, ortak noktalar bulup sohbet etmek benim için çok önemli. Bu tarz etkinliklerin daha sık olmasını talep ediyoruz. Hem bu şekilde yeni bilgiler öğreniyor, hem de yeni arkadaşlıklar ediniyoruz.
Sosyal medyayı gerçek ortamı taşıyarak bizi buluşturan Rinso'ya çok teşekkür ediyorum. Etkinliğin sonunda bizler için özenle hazırlanan paketler için de ayrıca teşekkür ederim. İçerisinde Rinso'nun pembe renkli deterjanı, slikon çikolata kabları ve slikon spatula yer alıyordu.
Büyük bir organizasyondu ve etkinliğimiz yerel basında da yer aldı. Etkinliğin detaylarını ve röportajları izlemek için linki tıklayabilirsiniz.
Mutluluk ile anımsanan, nice güzel etkinliklerde hepberaber buluşmak üzere.
Instagram:
@rinsoturkiye
@leman_tatli





10 Ağustos 2017 Perşembe

Biota 59 Elements Kozmetik Ürünlerim

Geçtiğimiz günlerde Biota 59 Elements markasının özellikle aşağıda bulunan fotoğrafta yer alan "Shimmering" yazan aydınlatıcı ürününü çok severek kullandığımı belirtmiştim. Tamamladığım makyajın üzerine elmacık kemiklerime doğru bu aydınlatıcıyı kullanıyorum. Bu şekilde makyajım daha ferah ve parlak bir görünüm kazanıyor. Görünüm olarak çok abartı kullanmamak adına küçük küçük alıyor ve minik dokunuşlar ile yüzüme uygulama yapıyorum.
Geçen süre zarfında "Olive Volume Mascara, Daily Hydrating Nem Maske, Waterproof Göz Kalemi, Mastic 200ml. yeşil kutu kolonya ve Intense Color oje'yi" kullandım.
Sırayla deneyimlerime bakacak olursak; Mastic Kolonya ile başlamak istiyorum. Kokusu bir an damla sakızını anımsatabiliyor. İlk önce kokusunu sevemedim. Bir, iki kullanmaya başladıktan sonra hoşuma gitti; ama bu seferde kullandıktan sonra elimde hafif oranda "yapış yapış" gibi bir his kaldı.
Elim için kolonyayı sürdükten sonra boyun kısmına da bir iki damla sürmek üzere dokundum bu seferde hafif bir yanma hissi hissettim. Bu yüzden kolonyayı sevemedim; ama daha önce yine aynı markanın üzerinde "Tulip" yazan mor renkte olan kolonyasını denedim. Bu deneyimimin tam aksine mor renkli şişeyi çok beğendim. Kokusu çok hoştu ve belirttiğim küçük sorunları yaşamadım.
Gelelim 02 Indigo Blue göz kalemine, yapı itibari ile kalem çok rahat sürülüyor. Gayet yumuşak. Kalemin diğer tarafında (uc kısmında) yer alan sünger kalemi dağıtmaya yardımcı oluyor. Renk güzel. Kalem suya dayanıklı ve kolay kolay çıkmıyor.
Makyajımı temizleme sırasında biraz sorun yaşıyorum onun dışında güzel bir ürün.
Zaten genel olarak göz kalemlerinin en zor yanı makyaj sonrası temizlik kısmı oluyor.
Bu yüzden dikkatli olmak gerekir. "Olive Volume Maskara" beklentimi karşıladı. Fırçası orta büyüklükte. Yağlı bir maskara. Herhangi bir sorun yaşamadım. Sevdim.
Nem maskesinin kullanım şeklinde haftada iki gün kalın bir tabaka halinde temizlenmiş cildinize sürün 5dk bekleyin ve su ile arındırın diye yazıyor.
İkinci denememi gerçekleştirdim.
Çok büyük bir değişim hissetmedim.
Belki de farklı sonuçlar için daha fazla zamana ihtiyacım var.
Nem maskesi ile ilgili izlenimim şu oldu.
Uygulama yaptıktan sonra cildim yumuşacıktı; ama anlık bir süreç gibi oldu. Tabiki cilt bakımı sadece bir ürünle tamamlanacak bir süreç değil bunu biliyorum. Cildi tamamlayan birçok döngü ve zincir var. Örneğin her gün düzenli temizleme, nemlendirme vb... Genel olarak bu bakım süreçlerini kendim yapıyor ve elimden geldiğince aksatmamaya çalışıyorum; ama bu ürünü bitirene kadar devam edeceğim. Kararlı olmak ve düzgün kullanım önemlidir diye düşünüyorum. Genel olarak markanın ürünlerini seviyorum. Yazımın başında da belirttiğim gibi aydınlatıcı ürün favorim oldu. Ojeyi de sevdim.
Denemelere devam bakalım :))
Instagram:
@leman_tatli





8 Ağustos 2017 Salı

Damla Sakızlı Kıbrıs Çöreği Tarifi

En çok hangi zamanlarda mutfağa girersiniz?
Belki en mutlu, en sinirli, en sevinçli anlarda...
Emek ve enerjinin sonucu ortaya çıkan güzel lezzetler hayatımızın hep içinde...
Yaptığın bir keki, çöreği, böreği, yemeği paylaşmak.
Haydi yanına bir çay gel içelim beraber demek.
Biriktirdiğim o kadar güzel insanlar var ki...
En samimi, en güzel, en mutlu, en acılı anları bir arada geçirebildiğim ailem ve sevgili dostlarım için harika bir deneme yaptım.
Bu tarz denemeleri çok sık yapmam. Yaptıysam vardır elbet bir sebebi. Mutfakta istekli bir şekilde iş başında buldum kendimi. "Pakmaya Mayalı Çörek Harcı ile Damla Sakızlı Kıbrıs Çöreği" hazırladım.
İlk kez denedim. Nasıl olacağını önceden çok kestiremesem de tarifi A'dan Z'ye uyguladım.
Sonuç mu? Tabiki tadan herkes çok beğendi.
İşte damla sakız ile çöreğin benzersiz uyumu.
Hazırlanışı:
Bir karıştırma kabına 500g. unu eleyin. Üzerine paketin tamamını döküp kaşıkla iyice karıştırın. Daha sonra toz şeker, süt, sıvı yağ, tuz ve yumurta akını ekleyin. Ölçülü suyu azar azar ilave ederek yoğurmaya başlayın. Pürüzsüz ve hafif ele yapışan bir hamur elde edinceye kadar yaklaşık 5-10 dakika yoğurmaya devam edin. Daha sonra hamurun üzerine örterek ılık bir yerde 25-30 dakika bekletin.
Süre sonunda hamuru, yeniden hafifçe yoğurup 15 bezeye ayırın. Bezeleri yuvarlayıp uzatın ve ay şeklinde kıvırıp uçlarını birleştirin. Yağlanmış, unlanmış fırın tepsisine dizin. Tepsinin üzerini örterek ılık bir yerde, hamurlar 1,5-2 kat büyüyünceye kadar yaklaşık 40-50 dakika süre ile bekletin.
Isınması için fırını önceden
 180 dereceye ayarlayın. Yumurta sarısını çöreklere sürün ve keskin bir bıçakla çöreklerin kıvrılmış kenarını 4-5 yerinden enlemesine kesin. Tepsiyi fırına koyun ve üzerleri kızarıncaya kadar yaklaşık 15-25 dakika süre ile pişirin.
Tarifi harfi harfine uygulayınca işte sonuç bu çıkıyor. İçi hamur olmadı ve çörekler
birbirine yapışmadı. Çörek hamurunu hazırlarken arzuya göre, kuru kayısı, kuru incir parçaları, kuru üzüm, meyve şekerlemeleri, ceviz, fındık parçaları ve çikolata parçaları da isteğe bağlı olarak içine atılabilir.
Çay, kahve ve sohbet eşliğinde sadece sevdikleriniz ile birlikteyken tüketmenizi öneriyorum.
Öyle olunca kalorisi uçup gidiyor :)
Afiyetler olsun.
Instagram:
@leman_tatli


5 Ağustos 2017 Cumartesi

Tuğcan Otel Gaziantep

Geçtiğimiz günlerde harika bir etkinlik için Gaziantep'teydik.
Çok keyifli geçen programın detaylarını kaleme alacağım; ama ondan önce ziyaretimiz sırasında konakladığımız Tuğcan Otel'in detaylarını yazmak istiyorum. 
Gaziantep tarih, kültür ve yemeklerle dolu inanılmaz bir şehir.
Antep fıstığı ve baklava şehir ile bütünleşmiş kavramlar.
Antep fıstığının içine girdiği her şey muhteşem bir lezzet şölenine dönüşüyor.
Kaldığımız otel konum itibari Atatürk Bulvarında şehrin merkezinde ve çarşılara çok yakın.
Havaalanından otele ulaşmak 25, otogardan ise sadece 15dk.
23 yıllık tecribesi ile 5 yıldızlı bir otel. Hizmet oda kahvaltı olduğu gibi, akşam menüleri için otel misafirlerine %10 indirim mevcut. 
Girişte kocaman bir lobi, geniş ve rahat koltuklar yer alıyor.
Odaların düzeni, temizliği ve personelin ilgisinden çok memnun kaldık.
Zaten şehirde herkes çok güler yüzlü ve sıcak kanlı.
Sabah kahvaltıları aşağıda bulunan restoran bölümünde servis ediliyor. Sabah kahvaltıda "Katmer" olduğunu öğrenince ve gözümüzü açıp koşa koşa kahvaltı salonunda yerimizi aldık. Katmeri özellikle sabah kahvaltıda yemeniz öneriliyor.
Benim için ağır ve yağlı bir başlangıç olsada güzel bir deneyim tavsiye ederim.
Zengin açık büfe kahvaltı çeşitleri gayet keyifliydi.
Akşam yemekleri için ise otelin en üst katında yer alan cam teras tarihi kaleyi gören bir konuma sahip. Haftasonu canlı müzikler eşliğinde yüksekten kale manzarası ve şehrin ışıklarını izleyerek eğlenceli zamanlar geçirebilirsiniz.
Otelin zengin kahvaltısından sonra, akşam yemeği için çarşının içerisinde yer alan değişik mekanları da öneririm; ancak şehri tepeden panaromik bir açı ile izlemek istiyorum derseniz "Tuğcan Cam Teras" güzel bir tercih olabilir.
Tarih, kültür, medeniyet ve zengin yemekler...
Gaziantep'i çok seviyorum.
Yolunuz düşerse, hem eğlenceli zaman geçirebileceğiniz, hem de kültürü daha yakından tanıma fırsatı edinebileceğiniz görülmesi gereken öneri mekan listem:
Gaziantep Kalesi
Rum Kale
Zeugma Mozaik Müzesi
Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi
Atatürk Anı Müzesi
Emine Göğüş Mutfak Müzesi
Elmacı Pazarı
Bakırcılar Çarşısı
Zincirli Bedesten
Bey Mahallesi
Hediyelik ve Özel Eşya Dükkanları
Gaziantep Hayvanat Bahçesi
Sanko Park Alışveriş Merkezi
Bu güzel yerleri gezdikten ve bol bol fotoğraf çektikten sonra, akşam yemeği için, masamıza gelen yöresel lezzetlerden özellikle "İçli Köfte'yi" denedim. İçi bol kıymalı cevizli, altında süzme yoğurt ve limon ile servis ediliyor. 
Aşırı lezzetli; ancak yaz aylarında dikkat etmek gerek. Köfteler kızartıldığı için yedikten sonra bünyede hafif bir ağırlığı olabiliyor. Adana'da ise "İçli Köfte" haşlanarak servis ediliyor. Bu yüzden Antep işi daha yoğun. Yine "Antep Dolması" meşhur lezzetlerden. 
Zaten çarşılarda asılı renk renk dolmalık biber kuruları her yanı süslüyor. Mezeleri saymıyorum. Çünkü hepsi birbirinden lezzetli. Yolunuz Antep'e düşerse özel lezzetleri tadımlamanızı öneririm. 
Arkasına günün yorğunluğunu atmak için, otelin "NAİAS SPA" bölümünü kullanmanızı öneririm.
Aşırı sıcak hamam ve masaj ile aram olmasada kapılı havuz ve fitness bölümleri gayet dinlendiriciydi.
Otelin yeşil yıldızlı çevreye duyarlı ve çevre dostu tesis olması çok hoşuma gitti. Bunun ne anlama geldiğini sordum. Bu sayede odalarki su ve elektrik tüketimi kontrol altında tutuluyor.
Yenilenebilir enerji kullanılıyor ve geri dönüşüme önem veriliyor.
Eğer ziyaret etmediyseniz Gaziantep'i tatil planlarınızın arasına almanızı öneririm.
Tarih, kültür ve lezzeti aynı anda deneyimlemek gayet eğlenceli.
Şimdiden iyi tatiller dilerim.
Tuğcan Otel
İletişim:
Adres:
Atatürk Bulvarı No:34 27010 Gaziantep Türkiye
Instagram:
@leman_tatli